<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!--RSS generated by Flaimo.com RSS Builder [2009-12-25 23:49:24]-->
<rss version="2.0"><channel><docs>http://fullindir.mylivepage.com</docs><link>http://fullindir.mylivepage.com</link><description>Kamuran Güneş :: MyLivePage</description><title>Kamuran Güneş</title><image><title>Kamuran Güneş</title><url>http://avatar035.mylivepage.com/chunk35/486539/25.gif</url><link>http://fullindir.mylivepage.com</link><description>Kamuran Güneş :: MyLivePage</description></image><category>Software</category><ttl>60</ttl><item><title>TURK TARIHI</title><link>http://fullindir.mylivepage.com/wiki/187/286/TURK%20TARIHI</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;&lt;strong&gt;İsl&amp;acirc;miyetten &amp;Ouml;nce T&amp;uuml;rkler&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;font size="5"&gt;T&amp;uuml;rkler, d&amp;uuml;nyanın en eski, asil, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k devletler kurup, pek &amp;ccedil;ok &amp;uuml;nl&amp;uuml; şahsiyetler yetiştiren meden&amp;icirc; milletlerinden biridir. T&amp;uuml;rkler, Nuh peygamberin oğullarından Y&amp;acirc;fes&amp;#39;in T&amp;uuml;rk adlı oğlunun neslindendir. &lt;/font&gt;&lt;font size="5"&gt;&lt;p&gt;Tarih&amp;icirc; şahıs, boy ve millet adlarının oluşumuna g&amp;ouml;re, T&amp;uuml;rk kelimesinin aslı &amp;quot;t&amp;uuml;r&amp;uuml;mek&amp;quot; fiilinden gelmektedir. Bu fiilden t&amp;uuml;retilmiş, kişi ve insan anlamında &amp;quot;t&amp;uuml;r&amp;uuml;k&amp;quot; ve nihayet hece d&amp;uuml;şmesiyle &amp;quot;T&amp;uuml;rk&amp;quot; kelimesi ortaya &amp;ccedil;ıkmıştır. Nitekim Anadolu&amp;#39;da bir kısım g&amp;ouml;&amp;ccedil;ebeler de y&amp;uuml;r&amp;uuml;mekten &amp;quot;y&amp;uuml;r&amp;uuml;k&amp;quot; adını almışlardır. T&amp;uuml;rk kelimesi, ayrıca, &amp;ccedil;eşitli kaynaklarda; &amp;quot;t&amp;ouml;reli, t&amp;ouml;re sahibi, olgun kimse, g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam&amp;quot; man&amp;acirc;larında kullanılmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Coğraf&amp;icirc; ad olarak Turkhia (T&amp;uuml;rkiye) tabiri ise altıncı y&amp;uuml;zyıldaki Bizans kaynaklarında, Orta Asya i&amp;ccedil;in kullanılmıştır. Dokuzuncu ve onuncu asırlarda, Volga&amp;#39;dan Orta Asya&amp;#39;ya kadar olan sahaya denilirdi. Bu da Doğu ve Batı T&amp;uuml;rkiye olmak &amp;uuml;zere ikiye ayrılıyordu. Doğu T&amp;uuml;rkiye, Hazarlar&amp;#39;ın; Batı T&amp;uuml;rkiye ise T&amp;uuml;rk asıllı Macarların &amp;uuml;lkesiydi. Memluklar&amp;#39;ın ilk zamanlarında, Mısır&amp;#39;a da T&amp;uuml;rkiye deniliyordu. Sel&amp;ccedil;uklular zamanında, onikinci y&amp;uuml;zyıldan itibaren Anadolu&amp;#39;ya T&amp;uuml;rkiye denilmeye başlandı. T&amp;uuml;rk kelimesini, T&amp;uuml;rk devletinin resm&amp;icirc; adı olarak ilk defa kullanan, yedi ve sekizinci y&amp;uuml;zyıllarda h&amp;uuml;k&amp;uuml;m s&amp;uuml;ren (681-745) G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk Devleti&amp;#39;ydi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilinen en eski T&amp;uuml;rk kavmi, &amp;Ccedil;inlilerin Hiung-nu dedikleri, M.&amp;Ouml;. 3. asrın başından itibaren tarih sahnesinde g&amp;ouml;r&amp;uuml;len Hunlardır. Bu kavmin anayurdu, Tienşan&amp;#39;ın kuzey kesimiyle batıdaki Altay Dağları, Orta Urallar ve Hazar Denizi&amp;#39;nin kuzey hudutları i&amp;ccedil;inde kalan vadideydi. Şenyu denilen h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarlarının ordug&amp;acirc;hı, Orhun Irmağı kıyısında bulunuyordu. N&amp;uuml;fus &amp;ccedil;oğalması ve fetih isteği gibi iki b&amp;uuml;y&amp;uuml;k sebeple yayılmaya başladılar ve &amp;Ccedil;in hudutlarına kadar olan b&amp;ouml;lgeyi ele ge&amp;ccedil;irdiler.&lt;/p&gt;&lt;/font&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="5"&gt;İslamiyetten &amp;Ouml;nce T&amp;uuml;rk Devletleri:&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;T&amp;uuml;rklerin kurduğu en eski devlet olan Hun İmparatorluğu, aynı zamanda, T&amp;uuml;rk asker&amp;icirc; teşkilat ve idareciliğinin de ilk &amp;ouml;rneğidir. Osmanlılar zamanı dahil olmak &amp;uuml;zere, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n tarih boyunca T&amp;uuml;rk teşkilatının baş kaidesi olan, sağ ve sol ikili nizam, Hunlar tarafından kurulmuştur. Hun ordusu, on bin, bin, y&amp;uuml;z ve on kişilik gruplar halinde, onlu sisteme g&amp;ouml;re oluşturulmuştu. Ke&amp;ccedil;e &amp;ccedil;adırları i&amp;ccedil;inde oturuyor ve besledikleri koyun, at ve sığır s&amp;uuml;r&amp;uuml;lerinden elde ettikleri ile ge&amp;ccedil;iniyorlardı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Hunlar, M.&amp;Ouml;. 3. y&amp;uuml;zyılın sonlarında, Sarı Irmağın kıvrım yaptığı alana gelerek, &amp;Ccedil;in i&amp;ccedil;lerine doğru akınlara başladılar. &amp;Ccedil;inliler, bu T&amp;uuml;rk kavminin s&amp;uuml;varileri karşısında tutunamayıp, ağır yenilgilere uğradılar. B&amp;ouml;ylece &amp;Ccedil;in hakimi olan Ti-şin hanedanı, &amp;Ccedil;in Seddi&amp;#39;ni tamamlamaya &amp;ccedil;alıştı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;T&amp;uuml;rk kavimlerini toplayıp, imparatorluk halinde birleştiren ilk b&amp;uuml;y&amp;uuml;k Hun h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarı, Teoman Yabgu&amp;#39;dur (M.&amp;Ouml;. 220). Teoman Yabgu&amp;#39;dan sonra, Hun tahtına oğlu Mete Yabgu ge&amp;ccedil;ti. Mete Han zamanında yapılan fetihlerle, Hun İmparatorluğunun toprakları, Hazar Denizinden Japon Denizine kadar uzandı. Bu topraklarda, &amp;ccedil;eşitli T&amp;uuml;rk kavimlerinin yanısıra, diğer Altaylı kavimler de yaşıyordu. Mete devri, Hun İmparatorluğunun en parlak devri oldu (M.&amp;Ouml;. 209-174).&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Mete Han&amp;#39;dan sonra gelen yabgular zamanında, &amp;Ccedil;inlilerle ilişkiler arttı. &amp;Ouml;zellikle evlenme yoluyla, T&amp;uuml;rk ve &amp;Ccedil;in h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdar aileleri arasında yakınlıklar doğdu. Bu yakınlıklar, Hunların i&amp;ccedil; işleri bakımından bir &amp;ccedil;ok karışıklıklara yol a&amp;ccedil;tı. Buna rağmen Hun İmparatorluğu, M.&amp;Ouml;. 1. y&amp;uuml;zyıla kadar &amp;uuml;st&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; devam ettirdi. Bu y&amp;uuml;zyılda ise, T&amp;uuml;rk beyleri arasında taht kavgaları gittik&amp;ccedil;e arttı. &amp;Ccedil;inliler de bu kavgalardan faydalanarak, T&amp;uuml;rkleri zayıflatmayı bildiler. Neticede Hunlar, Doğu ve Batı olmak &amp;uuml;zere ikiye ayrıldı. Bunlara, G&amp;uuml;ney ve Kuzey Hunları da denir. M.S. 3. y&amp;uuml;zyılın başlarında, başka bir T&amp;uuml;rk kavmi olan &lt;strong&gt;Siyenpiler&lt;/strong&gt;, Hunlarla iktidar m&amp;uuml;cadelesine giriştiler. Sonunda Moğolların ve bazı T&amp;uuml;rk boylarının da yardımıyla, Hunların hakimiyetine son verdiler. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Hun İmparatorluğu, tarihte bilinen eski imparatorlukların en b&amp;uuml;y&amp;uuml;ğ&amp;uuml;yd&amp;uuml;.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Siyenpiler&amp;#39;le yaptıları savaşları kaybettikten ve Asya&amp;#39;daki B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra, Hunların bir kısmı, Dinyeper nehriyle Aral G&amp;ouml;l&amp;uuml;n&amp;uuml;n doğusu arasındaki b&amp;ouml;lgeye yerleştiler ve 4. y&amp;uuml;zyılın ortalarına kadar orada yaşadılar. &amp;Ccedil;in&amp;#39;den gelen Hun kitleleriyle &amp;ccedil;oğalan ve uzunca bir s&amp;uuml;re sakin bir hayat yaşamak suretiyle g&amp;uuml;&amp;ccedil;lenen bu Hunlar, iklim değişikliği ve ge&amp;ccedil;im şartlarının bozulması sebebiyle, bu tarihten itibaren Batı&amp;#39;ya g&amp;ouml;&amp;ccedil; etmeye başladılar. O tarihlerde, Karadeniz kuzeyindeki d&amp;uuml;zl&amp;uuml;kler, bir Cermen kavmi olan Gotların işgali altındaydı. Don-Dinyeper nehirleri arasında Doğu Gotları (Ostrogotlar), batısında ise Batı Gotları (Vizigotlar) bulunuyordu. Daha batıda Transilvanya ve Gali&amp;ccedil;ya&amp;#39;da Gipidler, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; Macaristan&amp;#39;da Tisa Nehri havalisinde Vandallar vardı. Hun başbuğu Balamir&amp;#39;in idaresinde, hayret edilecek bir hareket kabiliyeti ve gelişmiş bir s&amp;uuml;vari taktiğiyle hareket eden Hunlar, &amp;Ouml;nce Doğu, sonra da Batı Gotlarla karşılaştı. Yerlerinden kopan bu kavimler, batıya doğru hızla akarak, Roma İmparatorluğu topraklarını, Kuzey Karadeniz&amp;#39;den İspanya&amp;#39;ya kadar her tarafı alt &amp;uuml;st ettiler. B&amp;ouml;ylece, Avrupa&amp;#39;nın etnik manzarasını değiştiren ve tarihte &lt;strong&gt;Kavimler G&amp;ouml;&amp;ccedil;&amp;uuml;&lt;/strong&gt; denilen hadise meydana geldi. &amp;Acirc;ni ve şiddetli Hun darbelerinin, beklenmedik şekilde ortaya &amp;ccedil;ıkan Hun akıncı birliklerinin, Doğu Avrupa kavimleri arasında uyandırdığı dehşet, Batı d&amp;uuml;nyasında b&amp;uuml;y&amp;uuml;k yankılar yaptı. Hunlar aleyhine, Latin ve Grek kaynaklarından inanılmaz rivayet ve hik&amp;acirc;yelerin &amp;ccedil;ıkmasına ve yayılmasına sebep oldu.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Hunlar (Bkz. Avrupa Hun İmparatorluğu), 378 yılı baharında Tuna&amp;#39;yı ge&amp;ccedil;tiler ve Romalılardan direniş g&amp;ouml;rmaksizin Trakya&amp;#39;ya kadar ilerlediler. Bu arada daha b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir Hun k&amp;uuml;tlesi, Kafkaslar &amp;uuml;zerinden Anadolu&amp;#39;ya y&amp;ouml;neldi. Bu ikinci akıncı kolu, G&amp;uuml;ney Anadolu&amp;#39;dan Suriye&amp;#39;nin Akdeniz kıyılarına ve Kud&amp;uuml;s&amp;#39;e kadar yıldırım hızıyla ilerledi. Sonbahar&amp;#39;da aynı yoldan Azerbaycan&amp;#39;a d&amp;ouml;nd&amp;uuml;. Batı&amp;#39;da ise Balamir&amp;#39;in oğlu Ildız&amp;#39;ın komutasındaki Hun s&amp;uuml;vari birlikleri, Bizans İmparatorluğunu barışa zorladı. Ildız&amp;#39;dan sonra hun tahtına ge&amp;ccedil;en Karaton ve Rua zamanlarında da Bizanslılar, Hunlara vergi &amp;ouml;dedi. Rua&amp;#39;nın 434&amp;#39;te &amp;ouml;lmesi &amp;uuml;zerine devletin başına Attila ge&amp;ccedil;ti. Attila zamanında Hunların hakimiyeti, Volga Nehrinin doğusundan bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; Fransa&amp;#39;ya kadar uzandı. Y&amp;ouml;netimleri altında, &amp;ccedil;eşitli T&amp;uuml;rk boyları da dahil olmak &amp;uuml;zere kırkbeş kavim yaşıyordu. Bunların &amp;ccedil;oğu, şimdiki Avrupa milletlerinin dedeleridir. Bizans, Hunlara verdiği vergiyi &amp;uuml;&amp;ccedil; katına &amp;ccedil;ıkardı. Attila, 451&amp;#39;de Hristiyan d&amp;uuml;nyasının merkezini zaptetmek &amp;uuml;zere, y&amp;uuml;z bin kişilik ordusuyla Roma &amp;ouml;n&amp;uuml;ne geldi. Ancak, Attila&amp;#39;nın &amp;ouml;n&amp;uuml;nde diz &amp;ccedil;&amp;ouml;ken ve Roma&amp;#39;nın kendisine boyun eğdiğini bildiren papa, kentin kurtarılmasını sağladı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Attila&amp;#39;nın &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonra tahta &amp;ccedil;ıkan oğulları İlek, Dengizik ve İrnek d&amp;ouml;nemlerinde, Hun birliği par&amp;ccedil;alandı. Ayaklanan Cermen kavimleriyle yapılan savaşlar, Hunları yordu. Sonu&amp;ccedil;ta Orta Avrupa&amp;#39;da tutunmanın zorluğunu g&amp;ouml;ren İrnek, Hunların b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kısmı ile, Bizans&amp;#39;tan ge&amp;ccedil;iş izni alarak Karadeniz&amp;#39;in batı kıyılarına d&amp;ouml;nd&amp;uuml;. İrnek idaresindeki Hunların, &amp;ouml;nce G&amp;uuml;ney Rusya d&amp;uuml;zl&amp;uuml;klerinde g&amp;ouml;r&amp;uuml;len, sonra Balkanlarda ve Orta Avrupa&amp;#39;da birer devlet kuran Bulgarlarla Macarların oluşumunda b&amp;uuml;y&amp;uuml;k rol oynadığı anlaşılmaktadır. Geleneklere g&amp;ouml;re, Bulgar T&amp;uuml;rk Devletinin kurucusu Dulo s&amp;uuml;lalesiyle Macar kabilelerini Tuna boyuna getirerek orada yerleştiren Arpad Hanedanı, İrnek&amp;#39;i ata tanımaktadırlar.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Hunların b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kısmı, Volga&amp;#39;dan batıya ge&amp;ccedil;erken, onlardan bir kısmı olduğu ileri s&amp;uuml;r&amp;uuml;len Ak Hunlar, 4. y&amp;uuml;zyılda Batı T&amp;uuml;rkistan&amp;#39;a g&amp;ouml;&amp;ccedil;erek, burada Ak Hun devletini kurmuşlardı. Ak Hunlar, 441 senesinde Semerkand, Buhara ve Belh &amp;ccedil;evresini ele ge&amp;ccedil;irerek, İran S&amp;acirc;s&amp;acirc;n&amp;icirc; Devletiyle komşu oldular. Bir s&amp;uuml;re sonra Horasan&amp;#39;a sefer d&amp;uuml;zenleyen T&amp;uuml;rkler, S&amp;acirc;s&amp;acirc;n&amp;icirc; h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarı Şehinşah Fir&amp;ucirc;z&amp;#39;u mağlup ettiler. Ak Hunlar, bu parlak zaferden sonra tam bir asır T&amp;uuml;rkistan ve Afganistan&amp;#39;ın kudretli hakimi olarak h&amp;uuml;k&amp;uuml;m s&amp;uuml;rd&amp;uuml;ler. 6. Asrın başlarında Ak Hunlar, &amp;uuml;lkelerini G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklere bırakmak zorunda kalarak, onların t&amp;acirc;biiyeti altına girdiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;M.S. 3. y&amp;uuml;zyıl başlarında, T&amp;uuml;rklerin Tabga&amp;ccedil; Hanedanı, Kuzey &amp;Ccedil;in&amp;#39;de g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; bir siyas&amp;icirc; teşekk&amp;uuml;l meydana getirerek, Asya Hunlarının yerini aldı. Tabga&amp;ccedil; hakimiyeti, h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdar Kuei zamanında (385-409) Pekin&amp;#39;e kadar uzandı. Bu durum, Tabga&amp;ccedil;ların &amp;Ccedil;in&amp;#39;le &amp;ccedil;ok fazla yakınlık kurmalarına ve onların hayatlarına alışmalarına yol a&amp;ccedil;tı. O kadar ki, bazı Tabga&amp;ccedil; yabguları, &amp;Ccedil;inlilere hayranlıkları y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden kendi halklarını ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerini hor g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ler. Bu durum, Tabga&amp;ccedil;ların, &amp;Ccedil;in k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml; ve &amp;Ccedil;in kalabalığı i&amp;ccedil;inde eriyip gitmelerine sebep oldu. Onların yerine 4. asrın sonunda, iktidar, Avar hanedanının eline ge&amp;ccedil;ti.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Avar T&amp;uuml;rkleri, &amp;ouml;nceleri Hun ve Tabga&amp;ccedil; hanedanlarının hakimiyeti altında yaşıyorlardı. Tabga&amp;ccedil; iktidarının zayıflamasıyla Orta Asya hakimiyetini ele ge&amp;ccedil;iren Avar Hanedanı, 4. y&amp;uuml;zyıl sonundan 6. y&amp;uuml;zyıl ortasına kadar devam etti. Avar kağanları hem doğuda, hem batıda fetihler yapmışlar, esas olarak &amp;Ccedil;in&amp;#39;le uğraşmışlardır. Avar Devleti, Onabay Kağan zamanında G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerin isyanı &amp;uuml;zerine yıkıldı (552). G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler karşısında uğranılan başarısızlık &amp;uuml;zerine, Avar kitleleri batıya doğru &amp;ccedil;ekildiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;558 yılında, Sabarlar&amp;#39;ın hakimiyetini yıkıp, Kafkaslara doğru ilerlediler. Buradaki İranlı Alanları egemenlikleri altına aldıktan sonra, Bizans&amp;#39;a el&amp;ccedil;i g&amp;ouml;nderek yıllık vergi ve kendilerinin yerleşebilecekleri arazi istediler. Bu arada Dalma&amp;ccedil;ya&amp;#39;da ve Balkanlar&amp;#39;da geniş &amp;ccedil;aplı bir fetih hareketine giriştiler. Bizans İmparatoru, Avar akınını durdurmak maksadıyla, Aşağı Tuna havzasında, başta Antlar olmak &amp;uuml;zere, bazı Slav &amp;uuml;lkelerinde bir set kurmaya &amp;ccedil;alıştı. Fakat 562&amp;#39;de bu engeli rahatlıkla aşan Avarlar, Bizans&amp;#39;la sınırdaş oldular. Avrupa i&amp;ccedil;lerine b&amp;uuml;y&amp;uuml;k akınlarda bulundular. Bizans İmparatorunun vergi &amp;ouml;dememesi &amp;uuml;zerine Orta Karpatlara girdiler. 568&amp;#39;de, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; Macaristan&amp;#39;ı tamamen hakimiyetleri altına aldılar. B&amp;ouml;ylece Orta Avrupa&amp;#39;da b&amp;uuml;y&amp;uuml;k Avar İmparatorluğu kuruldu. Devletin sınırları, Elbe Vadisi ve Alp Dağlarından Don Nehrine kadar uzanıyordu.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Avar Hakanlığının ikiy&amp;uuml;z yıl kadar s&amp;uuml;ren hakimiyeti devrinde en m&amp;uuml;h&amp;uuml;m asker&amp;icirc; teşebb&amp;uuml;sleri, İstanbul&amp;#39;u kuşatmalarıdır. 619 ve 626 yıllarında iki defa olmak &amp;uuml;zere, S&amp;acirc;s&amp;acirc;n&amp;icirc;lerle ortak yapılan bu kuşatmalar &amp;ccedil;ok şiddetli ge&amp;ccedil;ti. Surlar &amp;ouml;n&amp;uuml;nde &amp;ccedil;arpışmalar g&amp;uuml;nlerce s&amp;uuml;rd&amp;uuml;. Ancak Avar ordusu kuşatmadan, donanması olmadığı i&amp;ccedil;in bir sonu&amp;ccedil; alamadı. G&amp;uuml;&amp;ccedil; şartlar altında &amp;ccedil;ekilmek zorunda kaldı. Avarların, Bizans başşehrinde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k heyecan uyandıran &amp;ouml;zellikle ikinci harek&amp;acirc;tı, tarih&amp;icirc; birtakım hatıralar da bıraktı. Avarların &amp;ccedil;ekildiği g&amp;uuml;n, Bizans&amp;#39;ta bayram ilan edildi ve kiliselerde &amp;acirc;yinler asırlarca devam etti. Diğer taraftan İstanbul kuşatmasının başarısızlıkla sonu&amp;ccedil;lanması, Avar Hakanlığının itibarını sarstı. T&amp;acirc;bi kavimler başkaldırmaya ve dağılmaya başladılar. Uzun m&amp;uuml;cadeleler neticesinde, Balkanlar Bulgaralara, Tuna-Sava b&amp;ouml;lgesi Hırvat-Sloven gibi Slav kabilelerine, Bohemya sahası da &amp;Ccedil;eklerin atalarına terkedildi. Zayıflayıp k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;lmesine rağmen Avar Hakanlığı, yaklaşık 170 yıl daha varlığını korudu. Fakat, 791&amp;#39;den itibaren Frank İmparatorluğunun amansız h&amp;uuml;cumları sonunda tamamen ortadan kalktı(805). Par&amp;ccedil;alanan Avar grupları, Doğu Macaristan ve Balkanlara dağılıp kısa zamanda Hıristiyanlaşarak ve dillerini unutarak, yerli halk i&amp;ccedil;inde eridi.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;T&amp;uuml;rk s&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; ilk defa resm&amp;icirc; devlet adı olarak kullanan ve onu b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bir millete ad olarak vermek şerefini kazanan &lt;strong&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk Kağanlığı&lt;/strong&gt;, Doğu Sibirya&amp;#39;daki Yakut T&amp;uuml;rkleriyle batıdaki Ogur (Bulgar) T&amp;uuml;rklerinin bir b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; dışındaki T&amp;uuml;rk asıllı b&amp;uuml;t&amp;uuml;n k&amp;uuml;tleleri, kendi idarelerinde birleştirdiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerin tarih sahnesine &amp;ccedil;ıktıkları sıralarda, Altay Dağlarının doğu eteklerinde, toplu bir halde, geleneksel sanatları olan demircilikle uğraştıkları ve Juan-Juan Devletine silah imal ettikleri bilinmektedir. 552&amp;#39;de Juan-Juan Devletinin &amp;ccedil;&amp;ouml;kmesi &amp;uuml;zerine G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerin boy beyi Ulu&amp;ccedil; Yabgu&amp;#39;nun oğulları Bumin ve İstemi Kağanlar, &amp;Ouml;t&amp;uuml;ken merkez olmak &amp;uuml;zere devleti kurdular. Avar Kağanlığını yıktılar. Bumin Kağan, devletin doğu b&amp;ouml;lgesine, İstemi Kağan da batı b&amp;ouml;lgesine h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdar oldu.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Doğu G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler, siyas&amp;icirc; bakımdan hep &amp;Ccedil;in&amp;#39;le karşı karşıya geldiler. &amp;Ccedil;in&amp;#39;le sık sık savaşlar yapılıyor, arada uzun s&amp;uuml;rmeyen barış d&amp;ouml;nemleri geliyordu. Doğu G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk Devletinin başına Bumin Kağan&amp;#39;dan sonra sırasıyla, İstemi Kağan, Kara Kağan, Mukan Kağan, Tapo Kağan, İşbara Kağan, &amp;Ccedil;ur Bağa Kağan, Tulan Kağan, Bilge Tardu Kağan, T&amp;uuml;re Kağan, Şipi Kağan, &amp;Ccedil;uluk Kağan ve Kara Kağan ge&amp;ccedil;ti. Bu G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk kağanları da &amp;ouml;nceki T&amp;uuml;rk h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarları gibi, &amp;Ccedil;inli prenseslerle evleniyorlardı. &amp;Ccedil;inliler ise zaman zaman g&amp;ouml;nderdikleri el&amp;ccedil;ilerle, zaman zaman da bu &amp;Ccedil;inli hatunlar sayesinde G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk &amp;uuml;lkesinde siyas&amp;icirc; karışıklıklar ve par&amp;ccedil;alanmalar meydana getirebiliyordu. Nitekim &amp;Ccedil;inli İ&amp;ccedil;ing Hatunla evlenen Kara Kağan, onun etkisinde kalarak &amp;Ccedil;in&amp;#39;e savaş a&amp;ccedil;tı (630). Yapılan savaşlardan birinde Kara Kağan esir d&amp;uuml;şt&amp;uuml; ve T&amp;uuml;rkler, &amp;Ccedil;in hakimiyetini tanımak zorunda kaldılar.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerin en buhranlı zamanında a&amp;ccedil;ılan bu savaş, Kara kağan ve onbinlerce T&amp;uuml;rk&amp;uuml;n esareti ve devletin yıkılmasıyla sonu&amp;ccedil;landı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;582&amp;#39;de Doğu G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk Hakanlığı&amp;#39;ndan kesin olarak ayrılan; &amp;Ouml;t&amp;uuml;ken, Batı Moğolistan, Aral G&amp;ouml;l&amp;uuml; havalisi, Kaşgar, M&amp;acirc;ver&amp;acirc;&amp;uuml;nnehir ve Merv&amp;#39;e kadar Horasan sahaları &amp;uuml;zerinde hakim bulunan Batı G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk Hakanlığı&amp;#39;nın hakimiyeti de uzun s&amp;uuml;rmedi. Tardu Kağan&amp;#39;dan sonra &amp;uuml;lke, şehzadeler arasında taht kavgalarına sahne oldu. Nihayet 630 yılı, Doğu G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerinin olduğu gibi Batı G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerinin de &amp;Ccedil;in hakimiyeti altına girdiği bir devir oldu.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;630-680 yılları arasındaki 50 yıllık zaman, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerin bağımsızlıklarını kaybettikleri bir m&amp;acirc;tem devresi oldu. Her ne kadar Orta Asya&amp;#39;da T&amp;uuml;rkler varlıklarını, dil, inan&amp;ccedil; ve geleneklerini korumuşlarsa da, m&amp;uuml;stakil bir devletten mahrumiyet, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler i&amp;ccedil;in haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağıydı. Kitabelerden anlaşıldığına g&amp;ouml;re, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkleri bu fel&amp;acirc;kete d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ren sebepler, &amp;uuml;&amp;ccedil; noktada toplanmaktadır:&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;1. Sonra gelen devlet adamlarının k&amp;ouml;t&amp;uuml; idaresi. &amp;quot;Kağan bilge imiş, cesur imiş; buyrukları bilge imiş, cesur imiş. Beyleri de kavmi de iyi imiş, b&amp;ouml;ylece &amp;uuml;lkeyi tutup t&amp;ouml;reye g&amp;ouml;re tanzim etmişler. Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k kardeş b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kardeş gibi olmadığı, oğul babası gibi olmadığı i&amp;ccedil;in, bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imiş... T&amp;uuml;rk beyler, T&amp;uuml;rk adını atmışlar, &amp;Ccedil;in beylerinin adını almışlar. &amp;Ccedil;in hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini g&amp;uuml;&amp;ccedil;lerini ona vermişler.&amp;quot;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;2. T&amp;uuml;rk kavminin yanlış tutum ve davranışı. &amp;quot;T&amp;uuml;rk budunu... Sen a&amp;ccedil; olduğun zaman tokluğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nemezsin, tok olduğun zaman a&amp;ccedil;lık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi s&amp;ouml;zlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin d&amp;uuml;şt&amp;uuml;n. M&amp;uuml;stakil hanlığına karşı kendin yanıldın. Doğuya gittin, batıya gittin, kutlu yurt &amp;Ouml;t&amp;uuml;ken&amp;#39;i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın. Kemiklerin dağlar gibi yığıldı. T&amp;uuml;rk budunu, kendi hakanını bıraktı, h&amp;uuml;k&amp;uuml;m altına girdi. H&amp;uuml;k&amp;uuml;m altına giren T&amp;uuml;rk budunu &amp;ouml;ld&amp;uuml;, mahvoldu.&amp;quot;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;3. &amp;Ccedil;inlilerin b&amp;ouml;l&amp;uuml;c&amp;uuml; ve yıkıcı propagandası. &amp;quot;&amp;Ccedil;in kavminin s&amp;ouml;z&amp;uuml; tatlı, hediyesi g&amp;uuml;zel imiş. Tatlı s&amp;ouml;z&amp;uuml;, g&amp;uuml;zel hediyesi, uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış. İyi, bilge kişiyi y&amp;uuml;r&amp;uuml;tmez imiş. Onun tatlı s&amp;ouml;z&amp;uuml;ne, g&amp;uuml;zel hediyesine kapılan &amp;ccedil;ok T&amp;uuml;rk kavmi &amp;ouml;ld&amp;uuml;.&amp;quot;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Millet, kendisine de ş&amp;ouml;yle sesleniyordu: &amp;quot;&amp;Uuml;lkeli bir kavim idim, şimdi &amp;uuml;lkem nerede? Hakanlı bir kavim idim, hakanım nerede?&amp;quot; Bu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceler i&amp;ccedil;indeki T&amp;uuml;rk prensleri, zaman zaman ihtil&amp;acirc;l girişimlerinde bulundularsa da, hepsi kanlı bir bi&amp;ccedil;imde bastırıldı. Bu hareketler arasında en hayret verici olanı, 639 yılında K&amp;uuml;rşad&amp;#39;ın ihtil&amp;acirc;l teşebb&amp;uuml;s&amp;uuml;d&amp;uuml;r. T&amp;#39;ang imparatorunun saray muhafız kıtası subaylarından olan G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk prensi K&amp;uuml;rşad, T&amp;uuml;rk devletini diriltmek i&amp;ccedil;in, 39 arkadaşı ile gizlice anlaştı. Bazı geceler şehirde dolaşmaya &amp;ccedil;ıkan imparator, yakalanarak ka&amp;ccedil;ırılacaktı. Fakat pl&amp;acirc;nın tatbik edileceği gece ansızın patlayan fırtına y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden, İmparator saraydan &amp;ccedil;ıkmadı. Kararın geciktirilmesini mahzurlu g&amp;ouml;ren K&amp;uuml;rşad ve arkadaşları bu defa doğruca saraya y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;ler. 40 T&amp;uuml;rk, sarayı ele ge&amp;ccedil;irip, başkente hakim olmayı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorlardı. Y&amp;uuml;zlerce muhafız telef edildiyse de, dışarıdan sevkedilen orduyla başa &amp;ccedil;ıkılamadı. Bunun &amp;uuml;zerine saray ahırlarından se&amp;ccedil;me atları alarak Vey Irmağına doğru &amp;ccedil;ekildiler. Ancak, fırtına ve sel, k&amp;ouml;pr&amp;uuml;leri de yıkıp g&amp;ouml;t&amp;uuml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Irmak kenarında &amp;Ccedil;in ordusuyla savaşa tutuşan K&amp;uuml;rşad ve arkadaşları, birer birer ecel şerbetini i&amp;ccedil;erek bu d&amp;uuml;nyadan g&amp;ouml;&amp;ccedil;t&amp;uuml;ler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;K&amp;uuml;rşad liderliğindeki kırk yiğit, başarısız kaldılarsa da, T&amp;uuml;rk milletinin kalbindeki s&amp;ouml;nmez istikl&amp;acirc;l ateşini tutuşturdular. Onlardan sonra bu ateşle yanan T&amp;uuml;rkler, her fırsatta baş kaldırdılar. Birka&amp;ccedil; kez daha başarısız ihtil&amp;acirc;l girişiminden sonra, nihayet 682 yılında Kutlug Şad, etrafına topladığı T&amp;uuml;rklerle bağımsızlığını il&amp;acirc;n etti. Dağılmış boyları bir araya topladı. Bu sebeple İlteriş unvanını aldı. &amp;Ccedil;inli bir prensesle değil, bir T&amp;uuml;rk kızıyla evlendi. Bilge Han ve K&amp;uuml;ltigin adında iki oğlu oldu. Kutlug &amp;ouml;l&amp;uuml;nce yerine kardeşi Kapagan Han kağan oldu. Yirmiiki yıl saltanat s&amp;uuml;ren Kapagan Kağan&amp;#39;ın &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonra &amp;uuml;lke karışıklıklar i&amp;ccedil;inde kaldı. Bunun &amp;uuml;zerine İlteriş Kutlug Kağan&amp;#39;ın oğulları Bilge Han ve K&amp;uuml;ltigin birleşerek idareyi ele aldılar. Bilge Han kağan, K&amp;uuml;ltigin ise ordu kumandanı oldu. B&amp;ouml;ylece T&amp;uuml;rk tarihinde ilk defa iki kardeş, devlet idaresinde birlikte hareket etmiş ve hi&amp;ccedil;bir kıskan&amp;ccedil;lık duymadan birbirlerine yardım etmiş oluyorlardı. Bilge Kağan ile K&amp;uuml;ltigin, i&amp;ccedil; ve dış b&amp;uuml;t&amp;uuml;n tehlike ve tehditleri ortadan kaldırdılar. Başkaldıran herkese boyun eğdirdiler. &amp;Uuml;lkenin, milletin ve devletin birliği sağlandı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler devrinin en &amp;ouml;nemli eseri, Orhun &amp;Acirc;bideleri&amp;#39;dir. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk yazısı ile yazılan &amp;uuml;&amp;ccedil; &amp;acirc;bide, 725-735 yılları arasında diktirilmiştir. Burada Bilge Kağan ile kardeşi başkumandan K&amp;uuml;ltigin&amp;#39;in ve Bilge Kağan&amp;#39;ın kayınpederi olan Vezir Bilge Tonyukuk&amp;#39;un, bir ara &amp;Ccedil;in esaretine d&amp;uuml;şen T&amp;uuml;rk devletini yeniden kalkındırmak i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;sterdikleri gayretler anlatılır ve gelecek T&amp;uuml;rk nesillerinin bu tecr&amp;uuml;belerden faydalanmaları istenir. Ayrıca istikl&amp;acirc;l fikri verilir. 745&amp;#39;te G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rklerin yıkılması &amp;uuml;zerine, Uygur hanedanı, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k T&amp;uuml;rk Hakanlığı tahtına ge&amp;ccedil;ti. Uygurlar devrinde, T&amp;uuml;rkistan tamamen T&amp;uuml;rkleşti ve İranlı unsurlar, dillerini bırakarak eridi. Bir kısmı da batıya &amp;ccedil;ekildi. 840&amp;#39;ta kuzeyden gelen Kırgızlar, Uygurları bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; Moğolistan&amp;#39;dan s&amp;uuml;r&amp;uuml;nce, Doğu T&amp;uuml;rkistan&amp;#39;a yerleştiler. İlk Uygur hakanı olan Kutluk Bilge K&amp;uuml;l Kağan, atalarının inancındaydı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Uygurlar devrinde T&amp;uuml;rkl&amp;uuml;k, bir din arayışına girdi. Aralarında Manihaizm, Budizm, hatt&amp;acirc; Hıristiyanlık yayıldı. Bu devirde T&amp;uuml;rkler, yerleşik medeniyete ge&amp;ccedil;erek, Doğu T&amp;uuml;rkistan&amp;#39;da pek &amp;ccedil;ok şehir kurdular ve kurulu şehirleri genişlettiler. Uygur alfabesiyle binlerce eser terc&amp;uuml;me edildi. K&amp;acirc;ğıt ve matbaa kullandıkları i&amp;ccedil;in, bazı kitapları g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ze kadar ulaşan Uygurlar, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; Moğolistan&amp;#39;ı kaybettikten sonra, imparatorluk olmaktan &amp;ccedil;ıktılar. T&amp;uuml;rkistan ve Kansu&amp;#39;da yaşayan bir T&amp;uuml;rk h&amp;acirc;nedanıyken, 840&amp;#39;ta Karahanlı hakimiyetine girdiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;468&amp;#39;den 965&amp;#39;e kadar, diğer bir T&amp;uuml;rk kavmi olan &lt;strong&gt;Hazarlar&lt;/strong&gt;, Kuzey Karadeniz ve Kafkasya&amp;#39;da, kudretli, y&amp;uuml;ksek k&amp;uuml;ltr&amp;uuml;l&amp;uuml; bir hakanlık kurdular. Bir kısmı M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man olan Hazarların kağan denilen hakanları, daha &amp;ccedil;ok Musev&amp;icirc; dinine girdiler ve bu dine giren yeg&amp;acirc;ne T&amp;uuml;rk kitlesini teşkil ettiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;Diğer taraftan, Avarlar&amp;#39;dan sonra 10. asırda Pe&amp;ccedil;enekler, Balkanlar ve Karadeniz&amp;#39;in kuzeyinde g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; bir devlet kurdular. Pe&amp;ccedil;enekleri takiben, &lt;strong&gt;Uzlar&lt;/strong&gt; ve Kıp&amp;ccedil;aklar Avrupa&amp;#39;ya yerleşerek, Balkanlar&amp;#39;da bir m&amp;uuml;ddet hakimiyet s&amp;uuml;rd&amp;uuml;kten sonra, Hıristiyan olup Slavlaşarak, T&amp;uuml;rkl&amp;uuml;klerini kaybettiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;8. asırla 13. asır arasında yaşayan en tanınmış T&amp;uuml;rk kavimleri; &lt;strong&gt;Uygurlar, Kırgızlar, Kıp&amp;ccedil;aklar, &lt;/strong&gt;Karluklar&lt;strong&gt;, Pe&amp;ccedil;enekler&lt;/strong&gt; ve Oğuzlardı. Uygurlar, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler zamanında Altay Dağlarının kuzeydoğusunda yaşıyorlardı. 745&amp;#39;te G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk h&amp;acirc;nedanına son vererek, kendi h&amp;acirc;nedanlıklarını kurdular. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler zamanında Baykal G&amp;ouml;l&amp;uuml; ile Yenisey arasındaki Sayan Dağları havalisinde yaşayan &lt;strong&gt;Kırgızlar&lt;/strong&gt;, daha ziyade mavi g&amp;ouml;zl&amp;uuml; ve sarışın idiler. 9. ve 10. asırda, M&amp;uuml;sl&amp;uuml;man t&amp;uuml;ccarlar vasıtasıyla İslam&amp;#39;ı kabul ettiler. &lt;strong&gt;Kıp&amp;ccedil;aklar&lt;/strong&gt;, B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Kimek kavminin en &amp;ouml;nemli koluydu. 11. asrın ikinci yarısında Sir&amp;uuml;derya (Seyhun) Irmağının kuzeyindeki bozkırın &amp;ouml;nemli b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;ne hakim oldular. Moğol istil&amp;acirc;sı sırasında esir alınan gen&amp;ccedil; Kıp&amp;ccedil;ak T&amp;uuml;rkleri, İsl&amp;acirc;m &amp;uuml;lkelerine satılmıştır. Bunlar; Bağdat Abbas&amp;icirc; halifeleri, T&amp;uuml;rkiye Sel&amp;ccedil;ukluları ve Eyyub&amp;icirc;ler&amp;#39;in h&amp;acirc;ssa ordularında hizmet etmişler ve 1250 yılında, Mısır&amp;#39;da asırlarca devam edecek olan Meml&amp;ucirc;k Devletini kurmuşlardır.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;&lt;strong&gt;Karluklar&lt;/strong&gt;, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk İmparatorluğuna dahil en &amp;ouml;nemli T&amp;uuml;rk kavimlerinden birisiydi. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler zamanında, Balkaş G&amp;ouml;l&amp;uuml;&amp;#39;n&amp;uuml;n doğu kıyıları ile Kara İrtiş Irmağı kıyılarında oturuyorlardı. 9. asrın ortalarından 13. asra kadar Ceyhun ve Tarım Irmağı ve Balkaş G&amp;ouml;l&amp;uuml; arasındaki T&amp;uuml;rk &amp;uuml;lkelerini idare eden &lt;strong&gt;Karahanlı H&amp;acirc;nedanı,&lt;/strong&gt; Karluk kavmindendir.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font size="5"&gt;&lt;strong&gt;Oğuzlar&lt;/strong&gt;, T&amp;uuml;rk camiasının belkemiğini teşkil eden en m&amp;uuml;him ve en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k koldur. Tarihteki en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ve en muhteşem devletleri onlar kurdular. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler, Sel&amp;ccedil;uklular ve Osmanlılar, Oğuzlar&amp;#39;ın birer koluydu.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;</description><category>turk, türk tarihi, tarih, din, islam</category><pubDate>12 Aug 07 14:22:09 GMT</pubDate><guid>http://fullindir.mylivepage.com/wiki/187/286/TURK%20TARIHI</guid></item></channel></rss>
